15 Nisan 2012 Pazar

İstanbul ve Küpeli aşk balladları!

24-03-2012. Günlerden İstanbul.

Yollara düştüm sevgilim, yolculuklara!.. Yerçekimi kuvvetine inat yaptım bunu, Arşimed' e inat.Buruşuk yüzler geçip kapı eşiklerinde özlemle karşılandım. Ellerimde telaşlı çantalar, kucaklanan düşlerim. Otoyol şeritleri geçtim, su satıcıları, deniz kokuları ...Ve evlere baktım pencerelerine hikayeler yazarak.Bütün reklam panolarında  ' Burası İstanbul, buradan çıkış yok ' yazıyordu. Ben bütün zamanları aştım ve dokundum yazgıma.

Evet evet!!!Önce ayak ucundan tanıdım benzerlerimi, sonra  dövmelerinden. Kapıda şöyle yazıyordu. 'Metu- CHE yemeği / Hoşgeldiniz'. Güldüm ve az sonra olacakları bilir gibi asıl sen bize Hoşgeldin portaxe dedim monitörlere- Ben deli değilim sevgilim- cevap geldi : hoşbulduk efendim!

Sarıldım aşk ile ! Öyle ki dünyanın tüm çocuklarını kucakladım sol göğsüme! Can Yücel' de oradaydı, yeryüzünün en içli ama en pırıltılı enstrümanı kemanda! Bir an,sadece bir an baktım gök kubbeye gözlerimi kapatarak. Boğaz'ın  denizle birleştiği o tarifsiz noktadaydım. Burası Pembe Köşk, şurası Hisar, orası ben!  Yanımda gülüştüğüm dostlar vardı. Su katılmamış sohbetlerdeydim adından gayrisini unutmuş belleğimle!!! Birileri marka yüzü oluyordu... birisi boş rakı kadehlerini bırakıyordu Boğaz'ın serin sularına belki bir gün bir define arayıcısı hazinesine katar umuduyla. Metinlerde buluştuk sevgilim daha önce hiç birbirini görmemiş simalarla.

Ve sevgilim, geceydi. Ben bir sevgi ordusu kurmuştum dostluktan. Gözlerden ve kalplerden akan ilk mutluluk, kendini düşe tamamlıyordu. Ben yine sustum. Hani o çocukluğumdaki filmdeki gibi burnumla zamanı dondurmak istedim. Öylesine yayılalım dalgaların kucağına.

Ama bitti. Üstelik siyah beyaz bir Türkan Şoray filmi tadında. Herkes kendi evine döndü. Kulağındaki küpeyi, şarkıların içindeki özlemi, bir İstanbul masalını alıp evime geldim. Keşke sende olsaydın sevgilim!

Bu bir düştü, ellerim yukarı!