Öylece yıkıldım. Kapının önünde, dümdüz!
Öylece yıkıldı bahçemde açan begonviller, güller.Radyoda şarkılar başladı, gövdemden bedenime incecik bir bıçak kesiği gibi yayıldı keder ve yeryüzünün anası gözlerim başını toprağa dayadı bir anda. Dağlar iyice yükseldi, uzaklar derinleşti, insanlar geldi, çocukluğun geldi, her şey geldi.. Ve her şey bir anda gitti başucumdan! Öylece yıkıldım. Kapının önünde, dümdüz!
Öylece yıkıldım. Kapının önünde, dümdüz!
Hepsi sen tahta sedirlerden yüreğini kaldırıp usulca kapıyı açana kadar oldu. Kadranın bu kadar yavaş işlediği o anda milyonlarca hikaye yaşadı gözlerim. Dünyanın en kısa mesafesi uzadıkça uzadı, zaman eğildi evet evet tam olarak zaman eğildi ve fizik bilimi yeni bir teori olarak ekledi bunu literatürüne. Bir duvar, bir taş titredi içimdeki depremin rihter sancısıyla. Bütün bunlar sen yüreğini kaldırıp kapıyı açana kadar oldu.
Bütün bunlar sen yüreğini kaldırıp kapıyı açana kadar oldu.
Anahtarların tek bir kilitle açılmasını bekledi gözlerim. Yaklaşan sadece adımların değildi. Benim çocukluğuma bulaşan çocukluğun, - yani düşünsene ben her şeyi unutmuştum halbuki - geldi o anda içime usulca. Denizlerden, iklimlerden, gecelerden, geçmişten, bunca yoldan ve yolcululuktan, bir ülkeden, iç ülkemden, aynalardan sızan bir düş geldi.. Evlerin önünde geçirilen bir yaz, annenin keman kaşları, babanın keskin ve kederli bakışları, kaşların ortasında senin gözlerin, gözlerinin ortasında bir yaz geldi. Bir o kadar lirik bir o kadar efkarlı bir o kadar yaz geldi. Tek bir kilidin açılmasını bekledi gözlerim.
Bütün bunlar tek bir kilit bütün anahtarları açarken oldu.
Bir bahçeye açıldı gözlerim. O açılan büyük bahçe, sarışın çocuklar, uzun upuzun bir başak tarlası, tanrım nasıl oluyor da ben bunları yazıyorumu bana! bana! düşündüren coşkular ile doluydu. Orada verandada oturuyorduk seninle. Seninle yıllarca bıkıp usanmadan oturmuştuk halbuki. Azgın suların hırslarından uzak, herşeyin sarı ama sapsarı olduğu bir yerdi burası. Sen her zamanki gibi başını önüne eğmiş akıl oyunların içindeydin, ben bir kitap okuyordum adı Sevda Sözleri olabilir. bu kitap yepyeniydi ve eskiden bir doğum günümde ikinci bir kez alınmıştı bana yeni düşlerimi bu yeni yolculuğumda yeniden yazabilmem için. Kitap kalpler, çiçekler ve secdeye durmuş kadın yüzleri doluydu. Her sayfasına özenle nakşedilmiş mutluluk fotoğrafları, araya sıkıştırılmış anısı kendisinden güzel an şahitleri doluydu. Sevda sözlerim mutluluk doluydu.
Bir bahçeye açıldı gözlerim. Kapının önünde usulca öptüm gözlerinden. Yıllardır beklediğim buydu
