6 Kasım 2009 Cuma

Adressiz Mektup

Çiçeemmm, içli kemancım..

Sana bu mektubu züt eşliğinde yazıyorum. ( İhtivasını belirtemem çiçeemm ).Proleter düğün şarkıcısı mesajlı mektubun, kırmızı sinyallerimi çalıştırdığında durdum ve düşündüm. Hayır artık fasulyeler pişmiş, atlar kişnemiş ve ben babamdan kalma ( ne kadar vefalı bir evladım ben ) bir çalar saate bakmaktaydım. Üstelik fonda Amado Mio ( Pink Martini Edition) çalıyordu..Bunları yaparken düğünümde dansediyordum bu şarkı eşliğinde. Ve düşündüm yeniden çiçemm,( parçalı düşünebiliyorum ) yani atlarım kişnerken ve müridlerim (başta sen olmak üzere ) bu kadar bağlıyken dinlerine, nasıl kalem (kale ve kalem farklıdır ama ikisi bir arada yaptım. Takdir ettim kendimi) yıkılabilir.

Evinden( dergahından ) uzak kaplumbağam, sana tır şoförlerinden bahsetmek isterim. Kendileri tırım çeker 40 ton, gönlüm çeker Paris Hilton modunda gezerler ve her sarışın yeşil gözlü insan kadını onlar için eylem aracıdır. Örneğin upuzun bir karayolu üzerinde ( ki çift şerit + emniyet şeridi mevcuttur ) durup bir anda, dolmuş bekleyen senin önünde durabilirler. Önünde durdukları yetmezmiş gibi seni, hem de tam evinin önünde dolmuş beklerken, uyarabilirler. Diyebülürler ki aplam sen istersen dolmuşu şurada bekle.( çiçem bu ön tanışma salaklıklarına alışkınım ben. ) Hatta o kadar ileri gidebilirler ki bir başka zamanda çöp kovasını ( şu büyük ve mavi, sokağa ait olanları) gelip tam arabanı çıkarmakta olacağın kapının önüne itina ile yerleştirebilirler. Lakin lanetleri, 26,195 lt akaryakıt sebebiyle bütün bir gece uyutmayan mazot pompacılarının ki kadar değildir. ( Bunlar ki her Ford'a, lord muamelesi yaparken ben orada değildim.) Yine de Yüce mevlam işini bilir ve Paris Hiltonu vermez bu Tır Şöferi ayuların eline.( Tabi bunda benim de parmağım var. )

Konu kadın kuaförlerinden açılmışken söylemeden geçemeyeceğim bu kadın kuaförlerinde konuşulanlara inanmam bazen güç oluyor. Tam 1 saat 25 dakikada, kadının gündüz mutlu olmadığı bir evde geceleri hiç mutlu edilemeyeceğinden, intihar teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmış aktivist eylemcilerden, sonra yine muz yemenin faydalarından, Nejla' dan ve Junior' dan, kahveden ve tabi altıncı hissini biraz önce bahsi geçen aktivist eylemleriyle şekillendirmiş falcıdan( bana alınan hediye benü çok mutlu etmiş-evet, baktıkça gülümsüyorum-, çok çabuk mutlu oluyormuş, nisan ayında yeni bir anahtar, yeni bir kutup ayusu bulacakmışım,terfi edip göklere de varacakmış başım, yollardan ve hayırlı yolculuklardan,otobüs mola verdiğinde nasiplenilecek bedava sıkma-ayranlardan,bir konuda çok güçlü olduğumdan-ikinci kez ihtivasını belirtemem çiçeemm-, nedense gözlerin üzerimde olduğundan ve nazara karşı direncimin zayıf olduğundan- o kadar ametist, inci bi bokuma yaramıyor iştee, bundan ayrıca bahsedeceğim bir ara, hatırlat-),gizli telefon görüşmeleri yapan orantısız vucütlu ve iri göğüslü adını da çiçeklerin üreme organından almış kız kardeşimin nereye kaybolduğuna binlerce şeyi konuşabiliyorsun. Şimdi ben ne zaman manikür, pedikür, fön, kaş yaptırdım çiçeem bilemiyorum. Ama zaten demişti falcı, aynı anda binlerce şey düşünüp yapabiliyorsun ve herkesin yanındasın. Lakin bir sualim olacak.. Işınlanma yöntemi ne zaman icat edüldü?

Bir de portakal çiçeği var çiçeem,havanın rüzgarlı olması sebebiyle kendini doğumgününde havada asılı bırakamamış Gölbaşı çocuğu.( Zaten aklımdan düzgün birşey geçerse şaşırırım.)Çocuğu unuttum şimdi bak! kendime takıldım. Sahi ben hangi dominant genlerin mahsülüyüm? Babamın genlerinde böyle bir arızaya rastlamadım ben, lakin annem de oğlak. Bu oğlakla ilgili özel durumu da bir başka mektuba bırakayım istersen. Orada diyeceklerim uzun, ayrıca absürtlük niteliği taşımayabilir.Şimdi bakıyorum DNA analizime ve orada gördüm ki babamın giderken almayı unuttuğu ve XX kromozomlarıma ısrarla yapışmış Y kromozomum var. Bir permütasyonla genetik ameliyatı olmam lazım gerekiyor şimdi sanırım.Zaten periyodik olarak diyazem almasam kendimi iyi hissedemiyorum. Zamanım gelmiş, neyse kendimden de bahsetmekten sıkıldım zaten.

Bir de biliyorsun bir geçen haftam var benim bir de gelecek haftam. Şimdi her gelecek haftam geçen haftam olsun istiyorum. Kaleden kızı yumuşak yumuşak kaçırayım. Tutup su damlası, oğlak ve benden Voltran' ı oluşturayım,başkaları gelsin, masaya roka gelsin, balık gelsin, sohbet gelsin, manzara gelsin.Denizli' den Horoz gelsin. Dalgaların engelleri aşamayacağı konusunda iddia girdiğimde su damlası beni yormayıp kendi gelsin. Ay gelsin. Ama değiştirmek istediklerim de var tabü.. Mesela ısrarla balığı yağda pişirecem diye kafamı ütülemesin Saki, ya da kaledeki kız para çekmek için 10 km yüzmek zorunda kalmasın.(Alkollü yüzmeye karşıyım da ondan.)Yapay da olsam sırf turuncu sarışınım deyü ben cennet mağarasına mor babet ve straplez elbiseyle inmeye kalkmayayım. Baykuşlar ötmesin, şeker de yiyebilsinler. Bir de oradan dönmeyelim. Gelecek hafta geçen haftayı yaşadığımda bunlar değişsin.

Mektubuma oje sürmek için ara verdim şimdi. Kuvvetle muhtemel anlarsın ama üç paragraf üstte bahsettiğim manikür meselesinin yalan olduğunu ( bakımıma özen göstertiyorum demeye çalışmıştım). Bu oje ilginç bir durum sevgili çiçeemm. Öyle edebiyat dergilerinde, şarkılarda anlatıldığı gibi birşey değil. Sürmesi mesela ölümcül bir kerem. Üstelik kişilik hakkında çok fazla veri veriyor. Mesela beyaz, sedefli beyazlar hanım kızlar - canım kızlar-, siyahlar depresif, kırmızılar tahrik gücü yüksek, morlar ilginç olarak sınıflandırabilir.( tamam özür dilerim Mehmet'in hayatıma kattığı oi va voi -refugee emuleden düşmüş mü diye ikinci kez ara verdim, kırdıysam kusura kalma ). Ama konumuz bu değil, demindir bir pigment diyemedim. Pigment olayı garip bir iş. Bir şey olacak benim içimde, o aslında ışıktan feyz alacak, kırılacak yansıyacak ve adı renk olacak. Sonra ben herhangi birini saçıma, yüzüme, tırnağıma sürdüğümden birşey olacağım.

Çıplak tırnaklara ölüm. Karakter analizi yapamıyoruz şurada.

Hiç düşündün mü çiçemm ( bilmem parçalı düşünebilir misin?) elma armut kel Mahmut( burada babama atıf var. ) eşliğinde ve dünya benim istediğim gibiyse çiçemm..
Hiç düşündün mü çiçeem ya böyleyse ...

Bir türlü gaflet uykusundan uyanamayan bilincinden öperim.