Bir takım cafe’ lerde, sahnenin dibinde masalar kurulabilir. Uzaktan gelecek âşığını bekleyen bir yolcu, masaların konforlu koltuklarına oturabilir. Yolcu gelebilir, elinde siyah ve kırmızının kusursuz uyumuyla duran bir paketi âşığa verebilir, kan kokusu yayılmayabilir. Bu paket aşkı tetikleyip, üşümüş dudakları birbirine kavuşturabilir. Bu masalarda -yine aynı gece- yeni aşklar da başlayabilir.
Zaman geçebilir…
O masa yıllar sonra uzaktan izlenebilir ve tarih tekerrür edebilir.
O masada o gece başlayan aşklar sürüp giderken, yolcu ve âşık ayrılabilir.